| karabiber's profilekarabiberPhotosBlogLists | Help |
|
|
August 23 Yarım Gönülle Bir ÖpüşSagopa Verse: Rüzgar essin, ümitlerin serinlesin. Tepe taklak olsun güneşin yaktığı zemin. Ben bir kalıp buz, Rap dudaklarıma vantuz. Lan olum bak burası koca denizde iki kaşık tuz! Bedenimle sevgili olduğumdan bu yana geçmiş bir dolu sene. Çok ihanet etmişim bilmeden zavallı bene. Caddeler pişmanmış beni gördüklerine. Ağırlık olmuşum soğuk kaldırımlar üstünde, et dikende!... Ben ki ben de, sen ki sen de güzelsin. Sesim tek beden de gizlensin. Gözyaşlarım raksa koyulup vecdetsin. Gönlüm halden hale girmekte feryatlarım sema etsin. Kollarım yazmaktan bitap düştü. Aç uçan akbabalar haince yavruyu bölüştü. Sarı selam güneşim onsuzlukla üşüdü. (tir tir) Huzrum asık yüzüme bakıp tebessümle gülüştü. Benim sabırla aram açık. Kibirle yatıya kalanı tutar hıçkırık. Hasımlarımın kıçıkırık. Güvenimin beli fıtık. Hazinelerim sen de batık. Saf ve duru. Benim adımı rapin oğlu koydu elim, kaşım çatık. Bir virüsüm var tam salgınlık, etrafın sarılır. En kalıcı izler yüzde bırakılır. Kafatası dertlenir, adı batası demlenir. Sayın bayım, cehenneme canın, kurumalı kanın!... Nakarat: Elimi sıkmasın alçaklar, artıklar, kaypaklar... Sözümü bölmesin çakallar, çatlaklar, çiyanlar... Gözünü bağlamış yasaklar, yalanlar, kaçaklar... Kördüğüm olmuş kavşaklar, kafalayacaklar bizi haydutlar. Kolera Verse: Ellerimi güneşte ısıttım bugün. Çünkü benim bildiğim, insan yaşadıkça bir hayal inşa ederdi. Bence en önemli isteği kolay yoldan elde etmemekti saadet, onur. Pazarlar sanki içime kurulur. Akşamın fakirliği gündüzün gürültüsüyle yoğrulur. Anne böyle kız mı doğrulur? Özlemin yüzümde kavrulur, kal be gitme ne olur. Aylak saat durur. Üzerime düşme, önüme düş. Sindir kırılır kurulan düş, bir masal doğuş-ölüş. Bir bilet gidiş-dönüş, yarım gönülle bir öpüş. Elime düşme bu bir dövüş, tangır tungur düştü kömüş. Ağız torba olda büzüş. Ben bilirdim düşündüğümü yapmayı, Seni dışarı çıkarıp evinden, dar sokakta boğmayı, Bir gece ansızın ya da açık denize atmayı, Ben bilirdim ardından da kendi kafama sıkmayı. Ancak benim bir korkum var alemlerde tek. Alimlerde rahmet, aynı korku içime aşkı saldı. Klavuz oldu gemime yutsun dalgalar bırak beni. Tersten esse rüzgar hoş, benim onunla aram iyi. En miniktir en sevimli mimiklerim kelamın miri. Her insan sakar ve dengesizdi kolay kırdı kalbi. Dayanmaya mecbur muyum sanki? Canımı yakanın canını yaktım birinci salon godmother iki. Sagopa Kajmer&Kolera June 12 Gam Tozu ve Dünyanın NinnisiSago Verse: Zaman geriye dönmemek üzere kapını çarpan umursamaz. Güvenim dört nala kaçan bir korkak, soğuk ısımı çalar. Donan yüzüm alevsiz yanar. Kulak rengim pancar. Adımı anar lakırdılar. Ya Allah!... Garibin başını yaktılar, onlar apse oydular. Alnıma kabzeyi vurdular, güven evimi yaktılar, Hatrın hasını çaldılar. Yemin olsun duyan kulaklar, dırdırlardan bıktılar. Hain davran, devran aylak, kıvran ahmak, yürür kervan, Ürür it-köpek-çakal-salak-o!... Evet musikim sanattır, dibini beceren attır. Sagopa stara addır. İnan bu ayaklara giderek azalır derman. Önümde melekten bozma şeytan, elinde soğuk tırpan. Güneş gözünü açana dek, karabasanla hırpalan. Kuma döner dağ olan, tedirgin keloğlan. Talan bahçe bağ olan, yalan dilimden firak olan. Kalp bağımdan en güzel güldür yazık elimde solan. Rabbim Sago viran, kimi zaman yalnızlık yaman. Savursa da batıramayacak gemilerimi fırtınan. Nakarat: Tabutlara sığmayacak kadar intihar var, şeytanın siparişi. Dünyanın ninnisi olmuş sirenler, ya Rab bizi özler. Şah damarım attıkça yaşını silerim çeşmin, solar hayat resmin. Umut nerdesin, yine bittin, nerelere gittin ben seni göremeden? Kolera Verse: İlkin sizi tanıştırayım bu sadık devem Gubar-ı Gam. Öpeyim geçsin dizindeki yara dün girdiğimiz savaştan. Bir kaç bedevi saldırdı, mübarek oldu bana gazam, Hem beni korudu, hem gönlümü sadık devem Gubar-ı Gam. Pejmürde etti bizi bu çöl develerin en sadığı. Hilal çıktı, uyku bastı yok mu çölün sığınağı? Devem ağam dedi uzan sırtım eğri ama dayan! Sensiz uyku bana haram, anca senle manzaram. Gubar-ı Gam "Esen'im" dedi "Şurası akrep vadisi." Sözleri seni incitmesin meşhurdur onların iğnesi. Ağlamaktan kör olmuş onlar yüzünden çöl faresi. İplik ol da süzül onla sen nur, onlar zifiri. Vadiye vardık yol kesildi, tırmandı Gubar'a elçisi. Kulağıma eğilip "Kulağın kepçe, dişin çarpık deli" dedi. Kepçe olsa duyar kulak ve bu diş koparır iğneni, Yolum uzun gazla Gam bunlar zakkum meyvesi. Geçti aradan zaman sade duyan Rab ve Gam. Çölden çorak gönlüm aç bu hasretinle uyuyamam. Seni bulmak adına çabam, kumda gezip dolaşmam. Ben karanlık bir kasabayım sabrımın adı Gubar-ı Gam. Nakarat: Tabutlara sığmayacak kadar intihar var, şeytanın siparişi. Dünyanın ninnisi olmuş sirenler, ya Rab bizi özler. Şah damarım attıkça yaşını silerim çeşmin, solar hayat resmin. Umut nerdesin, yine bittin, nerelere gittin ben seni göremeden? Sagopa Kajmer&Kolera August 08 Evvela ElvedaÇocukluğumda çocukluğuma inmek gibi birşey bu.
Dengesiz dilim susar ve içer su. Bir şarkım olsun dedim hayata bir katkım, Çok verdim lakin aldığımdan az. Son nefesi çektim çukuru kaz. İçime kordu çöktü lanetin. Çok mu naletim, neyim ben? İçime gömdüğüm bu defni kimse çözemez. Kalbim tek başına da atar destek ünite istemez. Gördüklerimi açıklaman gerekmez... Bir kefene iki baş sığdır, Benimle olan her daim sağdır. Tanrı yağmur yağdır yeryüzünde pislik çok! Yalanlarında yanlış yokta, Doğrular dökülürken dilimden benden kötüsü yok. İçimde saklı, kalbe saplı ok. Be hayatın anlamı çekip gideceksen amacı neydi ümitlerimin? Selvi boylu karalar bağlı, Derman olmak isterler sollu sağlı istemez canım. Zorlu derdim anlatılmaz içte saklı, gönlüm yasaklı. Elveda sözcüklerimi önüme koydum evvela,
Cebimde kimsesizliğin oyunlarıyla yürüdüm. Başımda bela, elim kolum çaresiz, En gerekli anlarında benim başım dengesiz. Sesim kayıtta, her daim ses var kulakta.
Adım saf geçer lugatta. Laf çıkar ağızdan hükmün biter, Ben ne kadar istedim ki verdiniz yeter! Baygın halim, kokladım eter. Yanlış algılandım çok sefer. Telafiler gecikti ve ben beter. Aktı zaman akılda kalanlar neler? Devirmedi, deviremez beni yaman darbeler. Arbedemden geriye kalanlar vücutta ki izler. Yanlış nedir, doğru nedir? Yaşamın ikileminde yaşamak zorsa, Herkes zor insan farkımız nedir? Korkularımızdan korkmanın bilinç altına in bakalım, Orda biraz dur bakalım korku nedir? Sana göre korku nedir? Raffine üstad vergisi bir hitabedir. Kitabem oluşmakta, ellerim yazmaktan virane, Baş pervane döner, aklım birkaç arşın havada, Uçarken özlediklerim karada, Çok atmışım söz verirken hayata. Raffine July 27 LeyliRayihana özlemim, telafisiz gecikmelerdeyim. Telapatiklerini giydi platonik şizofren, ilgisizlik, yargısızlık saptırımlarında leyli, vuran vurur, çalan kaçar kim neyli varsa bunu yapar yazık, insanlık yatak döşek, arkadaşlık zaten ölmüş morga kaldırıldı. Umar, umurdan firari, umumi yaptırımların hususi, bencil olma bir tek aşkım azami, hızımı kesti her sözün boynum halata bağlı idami. Tıpkı eski filmler gibisin, zamanına göre iyiydin, bazısında duygusal kimi zamansa pornografiksin. Benim aşka dahil grafiğimde çizgiler hep kırıktı, umursamazdım hangi akla hizmet ettim sevdiler ve en sonunda filmi aynı yere getirdiler. Biliyor musun beni bu zamana kadar çok üzdüler. Gamsızlığımın nedeni belki buydu çok masal anlatıldı, hepsinin sonunda ayrılık notunu okudu zanlı benim kalemimi bir kişi yıktı, kalemini kırdı, sözlükte sevgiliydi anlamı!
Kerahet vaktidir, iç de içlen fondiplerim başımın belası.
Kervana katılamadım, kalbimi zımbaladım ellerine leyli... Nükte yağmurunda ıslan, kavurdu güneşin ve boğazlarımda bir yudum su hasreti sahabelerim satışa sunmasın bu köleyi nadasa çektim kalbimi, liyakati buymuş şon bayırlarında deldi mantığımda çelişki evlilikleri, ilişki yaralıları ağır durumda ben değildim suçlu, polijini olmak isteseydim harem kurardım çok rahatça amma oyuna sadık kaldım anla, anla beni... Posta pullarında bir adın kalan izleriyle, bir kadın saklıdır torbalarıma tıktığım ve güneşe aç kanıtlarımda hala hayatta, yakamadım anılarımı gaddar olamadım sen gibi.
Kerahet vaktidir, iç de içlen fondiplerim başımın belası.
Kervana katılamadım, kalbimi zımbaladım ellerine leyli... Kadehlerimi senin adına kaldırdım dün gece.
Savaşa gittim, kendi mevkilerimde ateş açtım kendime. Hileli zarları gördüm, bir bir sorularımı cevapladı. Duble kadehleri tir tir titredim, ve bir pil gibi dağıldım. Gençlik tufanlarımın deryalarına karışan zehir ölümüne içir, Ateş attım başım allak bullak, bir seni bir fondipi sek içtim. Seke seke nerelere varabilecek Sago... Sagopa Kajmer July 21 Sansür PerdesiSabır taşında sınırı vardır. Aklı hakla taşmamaktır. Akmamaktır zerre yaş gözümden kinle kusmamaktır. Fırsat elde olsa kime ne fayda zalimim elinde hançeriyle ecele davetinde susmamaktır. Hadi bak evlat rapimde eksik olanı söyle içini dök ve sözünü perde arkasında gizleme. Her sual cevabı doğurur, karanlık ışığı soğurur ve zor zamanda bil ki yalnız dost korur. Kuruntularla dolmuş aklının içinde binbir fikirde olsa fitnelikle adam olunmaz. İki yanımda iki melek görür, yazar ki affı yoktur. Kimse bilmez, kimse duymaz ancak kimse kaçamaz. Anlamaz ki dar beyinli sakin halde beklemekli ve emeklemek liriklerinde mana ikilemekli, tek yemekli öğünlerimde gel misafir ol. Kulum ki yaradana affet bana göre değil ihanet.
Rüzgar es bu kalbe ve sil süpür o izleri. Elden gelen sadece sessizlik ve izlemekti. Zorla gülmek fayda etmez ağla depro sende. Yaşlar akar, zaman susar boş ver yolunu gözleme. Çığlık atsam kim duyar? Kim kulak verir bu adama, yarına çıkana dek söyle kim girer hayatıma? Gideni silmek olmaz, vardır elbet nedeni, giden kimse ağlamaz göze almıştır her şeyi. Yıllar geçsin farketmez beklemekten bıkmaz ömrüm, yollarınsa sonu gelir bil ki yalnız ömrüm. Kimsesiz, çaresiz ve sensiz ellerim soğuk, puslu geçen her günümde gözlerimse hep donuk. Yaşlanan sebeplerim yolunda direne dursun koşsun, tek bir hamle hisset sende sözlerimse dibine vursun. Kaybetmekse zor gelir, insan umuda yenilir, çok konuşmak yanlışımsa bende bugün suskunum.
Gözlerim sansür perdesi.
Bensiz ruhuma kaç para biçtin? Hadi git, durma!... Görmezden geldim. Beni, benim önümde yerle bir ettin. Ben insanmışım...
Hakkımı haktan sipariş almışlar, Düşünce yetime kelepçe takmaya musallat olmuşlar. Yatıya kalmamış, dudakta okunan iyimser dualar. Beynime kumanda takmış oynamaktalar, ama çakılmadım. Kime ne ki ben kimim? Nereye yürüyorum? Gönlümün bahçesine günde kaç çiçek dikiyorum? Aynamın cadısına günde kaç kez selam veriyorum? Evimin hangi odasında ölmek istiyorum? Bende bilmiyorum... Ne tuhaftır ki, biriniz her zaman şanslı sıfatı aldınız. Çoğunuz buraya test için atıldınız. Yıprandıkça arttı aşkınız, yandınız. Yarına salim çıkmak yetmez, yanıldınız. Yankılanan milyar ahın hücumda ağır sövgüsü. Tünel sonunda görülür ıstırahat köprüsü. Ne zaman onla tanışacak bu ömrün paslı törpüsü? Ve onca tünel faresinin gürültüsü... Gözlerim sansür perdesi.
Bensiz ruhuma kaç para biçtin? Hadi git, durma!... Görmezden geldim. Beni, benim önümde yerle bir ettin. Mozole Mirach&Sitem Depresif&Sagopa Kajmer July 20 İstisnalar Kaideyi Bozmazİstisnalar kaideyi bozmaz,
Bu civan bu civarda fazla tozmaz. Elimi verdim, kolumu kaptın, Gözümü çektim, aklımı aldın. Yaşam mı ben mi bedbahtım? Sallanırsa da yıkılmaz tahtım. Canım yanar ödün kopar canım, Tabularımı kendim yazdım. İstisnalar kaideyi bozmaz,
Kuru yanında yaş telaş yapmaz. Eli uzun alemin, cebi de tenha, Sivri dillerin alayı kesilir anla. Paranın değeri arttı millet, insan değeri battı.
Kimlere kaldı artı? Sendeniz bir boş vakit arakladın, Poponsa yan gelip de yattı. Yine mi komada martı? İşlevsizlerin hepsi karttı. Hanginiz bu piste havlu attı? Vaktim geldi çattı, Kiminde temmuzun yakıydı, kimisi marttı. Cebinde biriken az buçuksa şanstı. İşler organize edildi ve amiral battı. Sagopa Kajmer July 08 BaytarBu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi.
Sözler bazen bir hazine, bazen dermansız bir dert tipi. Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz, Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz? Aklımın ipinin ucu da kaçmış, timsah katreleri boşalsın. Bir iki damla hiç değersiz. Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı-değersiz. Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz. Bugün ömrün yarım gün, serbest kalsın fikrim. Senin tozlarını silemez tenimden ellerim. Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca. Bendeki aşk altın misali ağırlığınca. Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi. Aşk denen illet, çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi. Başım sarkıt bir mahalsiz, cümle yolumun önüne taş. Dudakların kaderini hikayeler çakır keyif dertdaş. Gören der ki sel ağzına bina yapmak aptal işi. Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi. Saniyeler dakikalarla yapar alışverişi, Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi. Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir. Afitap sönük bir mum, ayrılık hain bir zehir. Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar. Bir tek bu hüznü sen boğarsın, ipek tenin derime batsın. Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım. Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım. En güzel şiirlerimle kaleme adını sayıklatırım. Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım! Derdime çare baytarım yok.
Dengeme destek tut ki durayım. Şafak güneşin fermanı, geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı. Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan, Başım zindan, yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem? Kafamı duvara yasladım, omuzların yanımda yok.
Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok. Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm. Sessizliğinle gelir hüznüm, yokluğunda gömülü ölüyüm. Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim. Yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştekilim. İlelebette dönmez olsan bil ki yalnız nöbetteyim. Hatalarıma savaş açtım her gün farklı kefendeyim. Hayat günlük defter yaprağı hazan gelir dökülür. Gelirken ne getirilir ki, giderken ne götürülür? Dertle anlaş deva bul üzüntü kalbi sömürür. Yüzüne baktığım her an cennetten bahçe görülür. Gülüşle şen değil gönül bucaklarında harabeler. Bu hilekar tavırla geçer fena saatler. Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller. Aşk ilinde bir tarafta cüceler, diğer yanda devler. Sagopa Kajmer June 30 Dil Yaratmakta En Asil SilahlarBatık güneş, soğuk zemin.
Boğuk nefes, içim emin. Tahrik son radde, kalbim boş bir cadde. Yüzler serin. Güven uzaklaşır içimden, bu kuşku iğneler derin... Benim kendimden başka sağdığım varsa bana verin. Kaçıncı kuyuyu kazmaktasın içine beni düşürmek için? Biriktirdiğin toprakların, soluklarımı kesmek için. Bak bir bildiğim var öl demezse Tanrım yaşar kul. Taşar deniz, yüzer balık... Batmaz bizim kayık, aşar boyumu dalga. Loş bir oda bu, boş kağıtların içinde oturduğu. Yalnız adamın dilsizliğine eşlik eder taş duvar. İçimde şefini kaybeden bir orkestranın hüznü var. Dışımda Charli Chaplin gülüşü... Kimsenin bir kimseden farkı yok, çıkar en önde. Kalabalık bir dost listesi, gereksizler tepelerinde. Anladım ki geçti yıllar, adlarını unuttu dilim. Bir yere kadar dayandım, yol ortasında bitti pilim. Tercihini yap, seçeneklerinden seç.
Geç köprüyü!... Sınavın sonu malum. Dil yaratmakta en asil silahlarını. Cümle yükle, cephaneyi bekle. Zaman yalancılarla, arsızlarla geçer irdeledim.
Henüz küçüksün, bende senin yaşlarında asileştim. Annem, babam öğüt verirdi, en doğrusunu ben bilirdim. Hayat denen ekmekten bir dilimdim, ben de yendim. Unutma bir delil gerek, bir dostluk kanıtı lazım. Ucu kırılmış bir kalemle, kalemtraşın aşkı misal... Dost masal, bir önsözü ve bir de buruk sonu var. Kısa bir süre güneş açar yanarsın, sonra kar yağar donarsın. Karanlık olmadan aydınlık değersiz bir pırlanta. İçini dinle sesini duy, konuş kendinle karanlıkta. Şişman pişmanlıkların içini kemiren. Utan, sıkıl! Korkma geçer... Kaderin eli içimizden en zayıf halkayı seçer. Bak şeker, sen git kendine has tarzınla şinanay oku. Nasıl temizleyeceksin bakalım ortalığa saldığın boku? Ayırdettim gözleri açı ve gözleri toku. Kendine gelmek için hergün en az bir kere bir dizemi oku!... Sagopa Kajmer June 11 Kürdan KollarSigaramın dumanını kıskan,
Devren döner durur sabır an, Yok olmasan da saklan, Utanmasandan da arlan, Ve her zaman bulduğun en küçük ine saklan. Nerde çokluk orda haine tokluk, yalnız kal ve aklan! Melek yanaklarımda, kelek kader ataklarında, Ayak bataklıklarda. Ecel konaklarında elem elimi bırakmamakta. Dünüm, yarınımı sorgulamakta. Bu yüzden kalem sayfanın şakaklarında. İnsan Rabbın bebeği, hepsinin toplamı bir sürü.
Görmesekte başımızda bir çoban der durur "yürü!" Hayat en yakın dostumdur, hep yanımda yürür. Birgün beni terketse kemiklerim üzüntüden çürür. İnanç bir tarladır, hedefi olanların sürdüğü. Gülmek bir mükafattır, ağlayan gözlerin gördüğü. Ölüm bir karanlıktır, tüm ışıkların söndüğü. Madalyon iki taraflıdır, iyi ve kötünün böldüğü. Bilgilerimiz sis, kaybolur batan güneş gibi. Akıl inzivaya çekilir, birgün terkedip gider bizi. Sevgi tutuklu bir kral, esaretten bezmiş meğer. Aşk bir mülteci, göçüp gider, bilmez değer. Feri kaçmış iki göz, birbirine sarılmış iki titrek dudaktan ibaret suratım.
Yardım çağır! Kurtarır bedeni elbet birileri ya. Kürdan kollar ağırlığından ezilir, dokunsalar ağlarım, ağrısı feryat. Tahammülsüzüm! Dindirir acını elbet bir melek ya. Huzur özür dilemeli bana uğramadığı her gün için. Gurur affetmeli ona sadık olamadım tek eksiğim belki buydu. Yazdıklarımı dinlenecek hala getiren zehri tatmak gerekir bazen bil ki senin elinden. Derdi anlamak mı yoksa bilmemek mi fayda yoksa tek bir şansın olsa fişini çekememek mi fayda nerde? Zor da olsa irade sende hakim her bir hücreme kilit sinirlerimde kazılı nefretimle... Yıldızlardan birine dokunabildim bu akşam kararsızım. Gizlenmiş gecenin karanlığında o siyahıyla ansızın. Kör bakar o gözleri ve yolu uzundur besbelli... Canı yanar, acır teni, kanı akar, siler teri. Bu kalbi tek kelepçe iki bilekte bir dilekçe olsa çehre solgun, çevre hezeyan, devre hüsran, hicran kovsa fobileri yoksa imkan elde git ileri... Kurtarır bedeni elbet birileri...
Sagopa Kajmer-Mozole Mirach June 07 56 Denklemli İntroSana bir hikaye anlatayım ister misin? On beş yaşındayken mahalledeki bir plakçıya giderdim. Orda çalışan biri vardı ve o benim ne sevdiğimi bilirdi. Ve birgün bana bir albüm vermişti. Eve götürüp pikaba taktım ve anında nefret ettim. Yani gerçekten nefret ettim. Sadece anlayamıyordum. Bu yüzden tekrar çaldım, tekrar çaldım ve sonra tekrar çaldım. Sonunda farkettim ki çalmadan duramaz olmuşum. O notaları dinleyip duruyordum. O gün şunu anladım hayatım boyunca yapmak istediğim şey işte buydu. Anladın mı müzik yapmak...
Yalan-Günah
Kader-Yazı Umut-Yarın Yakın-Ölüm Uzak-Tanrı Silah-Cahil Bıçak-Yalan Yalan-Acı Bacı-Namus Deprem-Kabus Mahrem-Kadın Adem-Nefes Nefes-Zulüm Kafes-Herkes Töre-Köle Tecavüz-Cinayet İhanet-Cinayet Cinayet-İdam Rakam-Ölü Yaşam-İnsan Dölü Silgi-Azrail İsrafil-Haber Nankör-Bilgi Kayıp-Zaman Aşk-Metanet Huzur-Cesaret Delalet-Savaş Hiphop-Sagopa Sagopa Kajmer May 25 Üç Sefil ŞairTer kokar bu yılların ve şer yaşar.
Bu mahrumiyet sebebi var mı? İçtimaya çağırır Tanrı. Top yekün değişir tavrı. Tek ayak çukurda. Secdeye eğil bakalım eğil! Ah benim etten çakalım. Babamdan devraldığım ilk arabam terlikti. Dört dikişlik girişmekti kabahatin hak adaleti. Bak oynadıkça bozulur insanın suküneti. Minnettar olamadım gecikti kıymetim. Dürüst bu rapim peynir, zeytin gibi. Elini öpmen gerekmez. Öptüren çeker mi ilgini? Bilmem silgini kaç kez kullanırsın? Ömür boyunca dört yapraklı gonca bulamayınca nal takıp gezer misin? Rutince bugünümü katladım ikiye çöp yaptım. Attım ileriye rigayik şeyler yazdım arasına. Resenler bastı darasına devirdi güneş. Renk verdi karanlık rehavet çöktü koydum noktayı. Sinirlerim donmuş hava soğuk.
Apansız bir hastalık bu lirik yazmak. Mürekkebimin ateşi çıkmış. Islak kağıtla yatıştırma eylemindeyim. Az sonra geçer umarım. Şu an tam derindeyim. Keplerin pençesine bağlı. Kelamların ağlamaklı uçar gelir kekeç diline dolanır siftinirse. Sırtım sırtarır yere gelmeyeceğine söz verir. Saklarım kalemi, kağıda yazarım. Rezerve edilmiş tüm hatalar reval gününü bekleyecek, Ve sıkmayacaktır canını. Sır olarak kalacaktır belki de. Tekin olsun için dışına taşmasın. Yaşın tesir etsin bu cihana. Tezkerelerde can vermesin. Okyanusta kaybolan bir kuş gibiyim. Yüce kanatlarım ecele doğru çırpınır. Ve geriye dönüşü yok bu yolun! Çıldırır dalga tongadır. Ton ton dedelerim manga olsa ruhu kurtarabilir mi? Sanmam... Ezeliyat değil reel rabbani mühim üç sefil hicvardan,
Yaprağa akar kardan yaşlar, hava buz kirpiklerim don tutar. Bu yumruğun beynine saplanma ihtiyacı var.
Kamufle et kendini rap canavar! Kumsallara kum sat. Rüyamlarımdaki cennet tarlasına yağan yağmur. Sago; Samsun 19 Mayıs'tan İstanbul Köprüsü'ne, ordan kutsal kapıya. Düşüncelerin aylak aylak gezer. Melodilerime akarken bu gözyaşı, Selülitli İstanbul caddelerine damlar. Yerinde olsam sudan kafamı çıkararır, yaşamak adına nefes alırdım. Evet bunu yapardım... Affedilmeyi haketmesemde, Dilimde aynı saatte, aynı dualar var. Değişen doğrulara kalıcı yanlışlar yapmak akıl karı değil. Entrika saldırıların kulaklarımı gıdıklasın. Kimin önce vurduğundan öte kimin sert olduğu önemli. Bomba kadar paniktin. Köprü altında yazdığım şiiri dereye kağıttan uçak yapıp attım. Zamanı kendi elinde tutmaya çalıştığın için, Ne yazık ki ellerini kırdım! Sagopa Kajmer-Derin Darbe May 17 AşkToprağın altında,
Sarmaş dolaş köklerle, Bağlanmışız birbirimize, Cennet gibi biryerlerde. Kader varsa benimki bu olsun. Aşk masalsa gerçek olsun. Aşk... Bağlanmış kökler gibi,
Hayat veren toprak gibi, Tüm anneler gibi güçlü olsun. Camdan sızan güneş gibi, Gökte yıldızlar gibi, Dolu hayatlar gibi sonsuz olsun... Toprağın üstünde,
Yanyana duran çiçeklerde, Sarılmışız birbirimize, Cennet gibi biryerlerde. Kader varsa benimki bu olsun. Aşk masalsa gerçek olsun. Aşk... Bağlanmış kökler gibi,
Hayat veren toprak gibi, Tüm anneler gibi güçlü olsun. Camdan sızan güneş gibi, Gökte yıldızlar gibi, Dolu hayatlar gibi sonsuz olsun... Toprağın altında,
Toprağın üstünde, Hatıralarımda, rüyalarda, Aşk... Bağlanmış kökler gibi,
Hayat veren toprak gibi, Tüm anneler gibi güçlü olsun. Camdan sızan güneş gibi, Gökte yıldızlar gibi, Dolu hayatlar gibi sonsuz olsun... Şebnem Ferah May 07 KüheylanSokaklar artık boş birer dünya. Ne bir sigara, ne de bir kola kutusu, yukarıda sis bulutu Ve umudu taşıyan kimse yok. Yumuldu gözüm, derinden gelen ses boğuk, tek başınayım dünyada. Hiç kadarım, adımlarım kadar yaşarım. Ayakkabılarımın aşınan ayakları sersefil vücuduma kefil ben yürüdüm, tarihim geçti çürüdüm, kendimi sürüdüm. Dün büyüdüm, bugün sanki ölüyüm. Aklıma konuk olan görüntülerde siz iliklerimi sıktınız, ben gözlerimi kıstım ve hırsım kalbime indi ve surat yazıtıma kazıdım kollarımda kalan izleri, yeniden içime attım o gizleri. Gizlerin odası derinde kilitli. Adaletin sırtı dönek. Yirmi beş senelik beni gömek. Elimde mezara kürek. Ayaklarım yılların çelebisi ve ben küheylan. Ceylan kaçarken yoruldu, kaptı kaplan. Yolumuzun sonu, kısa vücudum emanet ayaklarıma. Duasız bir yolcuyum, adaletin sırtı dönek. Yirmi beş senelik beni gömek. Elimde mezara kürek, hadi gidelim! Hadi gidelim ve beni gömelim. Yolumuzun sonu kısa, bu kıssada bir hisse yoksa yanına al ve kendini tokatla. Ağlayan sana sor ve öğret dersini, kendine zırhını giy ve savaş kendinle ve barışı bekle. Çatışmalarda onurunu koru, sık tetiği ve gururun katilin olsun. Sen sana kıy barış masasında nöbet yok. Bir yığın insan gördüm günlükleri dolabında gizli saklı, kendiyle mektuplaşan ya da kendiyle konuşan. Dününü unuttu hepsi. Günler günlüklere küstü ya da günlük yazara... Kara önlük giydi, son mektubu kalbine tıktı. Aklı maçaya gelen görüntülerde çalmıştınız kalbimi, kırmıştım annemi dahi. Bir özür vahi, bir ömür fani, ödemem zor bu bedeli ve ebedi. Buruk döndü kalbim, bir selamsız deşti kendini, ben bendimi yardım ve yardım eden olmadı, tek kaldım. Kazıdım surat yazıtıma gerçeği. Dostun adı var kendi yok ve herkes sadece vatandaş ve çöplükteki isimler gerideki hatalarım. Düştüğüm her kuyuda bir canavar tanıdım, korktuğum vakit elini sıktım. Ben bir anıyım, yirmi beş sene kendimle yaşadım, yetti. Sagopa Kajmer April 30 Günlerim AğlakGünlerim ağlak, sabrın sonu selamete varsa da faydası yok.
Gözlerim sağanak, varsın sözüm olsun, gülücük merhamet olmasın. Defterim sığınak, yazdıklarım ayrılık damarında kan bitmiş. Günlerim ağlak, sağlıcakla kal benden uzak dur, yakın olma! Ruhunu tamir ettir ve iki elinden bıçakla kendini.
Bazen neden bencilsin? Yada çok saf sen maf bu civarda yok mudur af? Ama... mahcupsun mahkum dalavere güler ağlar. Yapmacık bakışların bir film gibi yalanların hakim. Gözlerin gözlerime hep asildin oysa ki şu benliğimde ta düne. Ama şimdi maalesef tadilatta bu kalbim. Kısık ateşte kaynar gerçeklerim, her şeyi sen bok etmiştin. Günahını üzerime hipotekledin dişi kişilik. Tek çekimlik duman tadında mayhoş tadın damaklarımda. Yaşlı taş çocuk derin uykuda. Dişi kişilik ilişikteki ilişkileri iliğine kadar hissederdi.
Guınnes rekoruna giren uzun lirikleri görseydi hele bilseydi, İntihara sürekledi herkesi depresif enfeksiyonlarım. Taşıyamadım kütlemi ruhumda, aykırıymış yasa doğama. Saatte 500 KM beyin sarsıntılarım. Tatminkarlığı tatsız, tadı tatminsiz tarzı, tarifsiz tastası eksiksiz. Tamahkar tarihi tahminsiz, yaşım yirmibir ateşim kırk ne desem boş. Tükürün suratıma ateşim düşsün... İyi akşamlar anlayamıyorum kendimi. Hay seninli sıfatların öznesi. Biraz itermisin hikayeleri, çıkaramıyorum bu kafadan kendimi. Lades kemiği gibi kıracaklar beni kopuverecek kafatasım. Yaşamın arşı aşan alkışlamaları sevdiğini söyleme sevenime ayıp! 2+2=5 çok üzülürdü görseydi quantes tes tes tes teron, Salgılama hat safhada yeni nesil köle çocuğu kaptı selam olsun Sam amcanın dolarına. İki kaşık içinde kalan kahkaha vitamin yetmez ayakta durmana. Kamburasatlarınız, vıdıvıdılarınız malum kesermisiniz ikiye kendinizi. Ardından koşun kopuk kolunuzu hırs ve arzunun kesiştiği yerde tutkunun esiri oldum. Çok konuştun be Kolera sus, sırlar yorganın altına. Kopmadan zincirleri yaşamın, şaka da kaldırmaz bunalımlarım! Sagopa Kajmer April 27 Yaşlı PlanetDayanmak en zor eylem.
Zor durumlar için ayırdı insan hep bilinmiş bir söylem kenara. Duymak fayda etmez sağıra zaten. Bir kör olsan, yirmi seneni böyle yaşasan. Yirmi birde Tanrı gözünü açsa,"-nerdeyim?" ve "-kim bu şahsiyetler?" deyip bocalamaz mısın? Ah bedava sirke sen mi baldan tatlısın? Haklısın, bireyler bir paçavra çevresinde beleş yanar döner. Kim bu albüme beş kuruş öder? Kim satar beni ve emeklerimi kim satın alır sokaklardaki kaçak tereklerden? Yargısız bir infazım, sızım yakar canım. Rapim kalmasın yerinde bir damla kan kalıntın. Bırakın etmeyin ucuz niyet, sonucu pahalı patlayan diet. Anlat onlara; bu memleket boş sepet. Yetmemekte ihtiyaçlarım, bad-trip'e giderayak set çekerim ardıma. Red oyum genel "check" et. Keramet sözlerimde gizlenen velet. Tavzif et! Sarma bir meret ve mikrofonuma hasret ellerim. Rapim meserret ve Sagopa yaşlı planet. Akla hizmet et ve akla sakla gizli bakla servis et! Yetmemek de cümleler, durma acele et! Nezaret altı kalmasın şiir. Marifet diplomalarım oldu, suretime hafif tebessüm doldu takip et! Rahata kondu her felaket. Şuur da tamtakır-kurubakır.
Ve ben çıkardım içime gizliden giren yabancıyı. Tek kolumda adımı sakladım, açık saçık darbe aldım. Dakikalarca iğnelerden sızladım, saatlerime anlam kattım. Anımsa yoluma koyduğum bir canımsa, saklamam yarımsa. Ruhu şad olan Sagoysa, son dilek bir fatihaysa. Tanrımın saraylarından al ödünç ve bende kalsın son paçavra. Sevaplarım, günahlarımla sevişir halde. Mubah mülakatlarım, takıp içimi yer oldum. Çok takıntı şutladım, o tek somuttu ben soyutladım. Bir yanlışı iki kez afladım, üç etti elvedaladım. Her sabah güneşle uyanıp yağmur özledim. Çoğu zaman bir fırtınayla titredim. Ben bulutlarımda bir melekle karşılaştım, çok güzeldi aşık olamadım. Barışık halde karışık hislerimden yorgan yaptım. Gece yatarken üzerime örttüm yalnızlığımı, kapandım... Aşkımın gözyaşları deniz, içinde Yunus balıkları. Ne zaman duracak bilmem kafamın dönme dolapları. İnecek var, durdurun dünyayı! Sagopa Kajmer April 22 AnektodSürç-i lisan eylediysem affola.
Kulaklarımda gaf dola, şamar yüzümde iz kala. Ve bir çuval da incir yerle bir de olsa, köle bu ruha af ara. Suçlu yok zamanda, bükük boynuma giotin olma. Dilekçeler kelepçe yediler, kanlı macun mecnunun damaklarında. Kestim şah damarımı padişahın huzrunda. Dalıp giden bu şairin gelir-geçerleriyle melodi oldu söz sana. Patakla ruhumun karamsar çocuklarını. Al elinden şekerli elmalarını. Felek çarkı döndü, midem altüst oldu. Ben nakit bir sevgiyim, karşılıksız hediyeyim, susuz bir bedeviyim. Ve Sagopa K; rapte iç karartan ilk buluş, karanlık zirvelerden gün doğuş. En zor anda bir devadır hoş sesin, kendinle utanmadan konuş! Konar göçer bir kuş gökkuşaklarında beşuş. Zamanda yorulan elvedalarım...
Cihanda kaybolan yıllarım... Son beyaz yarışlarım... Tanrı'nın elinden yazılan mektubum ben! Ferasetim verasetin, şahadetin şedit cesaretim.
Ve bazı bazı hasretim kendi kendime. Hakikatim, ben tam isabetim, hedeflerime kenetim. Hocalarımın gözüne yansısın faziletim. Yüzün yüzüme baka baka kızarır, düzün tersine karışır. Ayağını denk al ortam marazlı. Kollarında extra panik taşı! Hayata anlamsız gözlerle bakma şaşı! Yüz psikopattan birinin açık kaşı. Çocukken çizdiğim resimlerde iki kuşa selam eden güneş vardı. Okyanusda bir Yunus boğuldu, gemiler sarsıldı ve sonra battı. Ruh halime egoist psikolojilerinizi aşılamaktasınız neden? Aslında ilk çağdan çok blu çağı beni ilgilendirendi. Lisede rehine dönemi geçirdim. İlk sigarayla merabalaşmamda kendimi kabile reisi sanmıştım. Arkadaşım bir canavarmış. Maalesef çok geç anladım. Çakmak onun ellerindeydi... Sagopa Kajmer April 16 Dört Günlük BirşeyŞimdi çok uzak bir hatıra gibi o yaşadığımız,
Boynumda bilmece gibi bir düğüm. Dört kısa günden bana,
Bir garip sızı kaldı. Bir de deli özlemin. Ben senin gözlerininin,
Yalan dolan bakışlarını bile sevdim. Ben sana bir annenin, Evladına duyduğu hisleri besledim. Ben senin bal gözlerinde, Dört kısa günde bilsen neler neler gördüm. Sahte ile gerçeğin karmaşasını... Yine de sevgini özledim. Özledim ellerini, gözlerini,
Ve yanık kokunu özledim. İnsan böyle bir duyguyu yaşarken,
Gerçek hayattan tüm bağları kopmuşçasına, Ayakları yerden kesiliveriyor. Hoş bir zaman bu bağlantısızlıkta, Yaşam kadar gerçek ve doğal. Biliyor musun? Belki iyi oldu ama biz yere erken indik. Şimdi yarım yaşanmış o şey, Boynumda düğüm. Dört kısa günden bana,
Bir garip sızı kaldı. Bir de deli özlemin. Dört günlük bir şey işte.
Güzeldi... Yaşandı ve bitti diye düşündük. Oysa bir duygusal yük vurduk yüreklerimize. Kırılıp, döküldük. Bir zaman gözlerimizde çiçek açardı. Biz her umudu söndürdük. Özledim çiçekleri. Sevdiğimiz ne varsa herşeyi özledim. Özledim ellerini, gözlerini,
Ve yanık kokunu özledim. Sezen Aksu Pavlov'un KöpeğiHiç bir kuvvet engel olamamıştı bana. Ve dilime zincir vurabilir mi kralınız da gelse? Sago'nun argolarına takılı kalacak her kulak. Tüm yalanların bir giysi giymiş. Varlığın içimde yılların tuhaflığında seyreden bir adamı önüme koydu. Son suçum mu? Son kararım "-gitsin!..." oldu. Hoşçakal dünüm, kağıt yalanla doldu, önüme kondu. Mazilerde kazının gereği yoktu. Afacan uyudu. Bir yudum su hasretiyle yazıyorum bu mektubu. Bu zoraki yaptırımların bilinci eledi umudun birini, diğeri nerede bulamaz oldum. Yıpran kolpa ruhum. Anlamımdın ne oldun? Kendi davalarında hakim oldun, elimden seyrelen bir kumsun. Sen de tarih oldun, tekerrüründen korkar oldum. Son vedanın adını elveda koydum, gözlerimi oydum. Motiflerini işledim, yürek adınla eş değer ki; bildiğim tek şiirsin, anlamın derin, aklımda kal. Kör topal hayallerin sonunda gözlerimde bir güneş var. DNA'larımı insanoğlu bozdu sanırım burda bir sorun var. Her halükarda içimi kemiren bir teselli var, misalli bir takım oyunlarım ve körpe bir canım var. Yar bana var. Dile kolay kalbe zor gelen sükunetim dar. Darmadağan armağanım. Kaos karmalarındayım. Karmakarışıklaşmaktayım, neyseki ayaktayım. Ritimler kolondan süzüldükçe ataklardayım, bu Sago bayım, ben Sagopayım.
Sil adımı baştan yaz kalbine, baş harfi büyük olsun.
Yeniden küfret!... Geçmişi hadım ettik olmadı. Ben suyun oldum bardak dolmadı. Kanatlarım olsun istedim ben ama hiç uçamadım,
Kanadım oldu denedim yerin dibine çakıldım. Ama nedense masalı dinlemiştim, hazmı zordu, çabalamıştım oysa. Çıtamı aştıktan sonra yükseklik korkusuyla savaştım. Ve... Aşkın tepe noktalarına ulaşabilme lüksü güvene bağlı. Bir dönekle karşılaş, bil ki suçunun avukatı. Çok suçlu tanıdım hepsi konusunda haklıydı. Umut çocuklarımı bugünlere getirebilmem uzun zaman aldı. Ve... Berduş halim arbedemde yumruklarımı sıvazladı. Kazalardan salim çıktım, kendim yazdım paranoyaklık kitabını. Artık hiç mi hiç de hatrın kalmadı, Tekmelerdim dağları, kalbime yuvarlandı taşları. Gözlerim olan bitenle yüz-göz olalı geçti kısa bir zaman dilimi. Elimi koluma bağlayan bu tacizar bu borcu bir şekilde ödemeli. Deneyimin adı Sago, aç mı Pavlov'un köpekleri? Cehennemde yaşadığım için cennet hakkımdır. Sadakatsizlik intikamla barışır. Sus, kırıştır!... Halin kalp atışlarımı hızlandırmaktadır. Ortam paçozunun gözü daim arkandadır, Söyle kim babandır elini tutsun? Rap sapandır hedefi bulsun. Yenigün uykudan kalktı, mahmur gözleri yorgun bitch!... Sagopa Kajmer April 13 Soğuk KüvetAksiliğim üstümde sende kelimeler hep farazi, gördüğün kadar arazi, kimse mükemmel değil ki, ne umdun ki benden kadı kızı bile veremli, benim kusurum anca naz, seninkisi mesavi. İçimin tuzu ayı yoğurdu, anahtarsan nerde kilidin oluğu? Nahoş hallerinde et ilan kahpe oluşunu, ahmak kişilik sensin, cevizi dişiyle kıran feyksin, her dişi geyikle muhabbette yanar-dönersin. Ben rüzgarın aruz vezni, sen kükürdü ancak sus karıncalandı kalp, söyle paşa nedir amaç? Bence ringe havlu at, Kolera kırar kol bacak, masalın kötü şirinesi, Mr Gagged Uzun Bacak. Esti geçti hayatından bir eser ve bin zafer, kazı-kazan kazandığım bir adam ve bin keder. Kaderdaşlar sıralı, kader sıvadı kolları, bedava ekmek kalabalığı, örmüş saçını kaderin ağları. Kalbin yalın hali bulutsuz, ah şu mevsim değişmekte, billursun kusursuz, ruhum sensiz huzursuz, tattım elmayı ve içime düştü şimdi kurtları, yavaş yürüyen bir tazıyım acizliğimse azılı. Sen anlatma metni dur, O bilir ancak aybı üzüleceksin yavru Tanrı sıkıntısında kapalı kaldı. İtiver açılır kapısı, açılır için acılır hali, vurdu aynası ve sen yansıması.
Sevenin var senin suçüstü Şehzadem.
Nesin sen cevap ver? Mahrem... Ücra yerlere düştü kayıp merhem. Bendim en asil tek kişilik harem. Düş ve melodi en güzel düet. Suretin silindi, kaldı silüet. Uykum yok, yatağım soğuk küvet! Zulüm taşıyla kanatıverdi başımı felek kahpesi.
Düşüncemden seni de çaldı elimde hırsız kellesi. Gık çıkarmaz dilden aciz sessiz Sagopa dilsizi. Vaktim gelir şimşek çakar kırılır dilimin kemiği. Güçlü rüzgar nefesi, selvi dağ tepesini viran etti. Kalp perde endişesiyle akan zamanı tavaf etti. Gözler sözlerin sertliğiyle yaşa bulanıp ah çekti. Sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili. Saadet yanımdan ayrılmasın. Kasvet ağacımı taşladım, Ham meyveler topladım, Sessizlik beni dilsiz yaptı. Kalem düşman ellerinde temiz kalbi karaladı. Bu hasret beni yaraladı. Sagopa takvime çentik attı! Gönlüm aydın, ruhum yüzüme yuva kuran bir kuş. Kalbim çıkık, tıpkı tablocasına duvardan düşük ve tuş. Gözlerim alçak seyirde, yüksekler desteksiz uçuş. Ellerim dilimi büker. Sago zor da olsa konuş! Sagopa Kajmer-Kolera April 10 Didaktik KitaplarBirikimlerimiz kısıtlı, arzularımızın ışığı egoizme yansıdı, ya da kısıtladık insancıl yanımızı, tokatladık karanlığa mum yakanları. Barış hududuna mermi atanların akıbetini yazan hocalarım oldu savaş yanlısı. Literatürün gereği yapıldı. Atamın ellerini aradım. Kürsülerde yetişen mengenelere her yılım on elimi kaptırmaktan yıldım, yılım bana zehir oldu yine, halkım alkış tuttu ve ben elimi kırdım. Geçemediğimiz köprüler ardımızdan ağladı, tıpkı yere düşen ekmek kırıntıları gibi, zan altında masum yedi kelepçeleri ve sırıttı birileri. Makam arabalarna yol ver geçsin, emrivaki olmuş her yolcu, açılan o çenelere çekici ver çaksın, yazılı kuralların kuramları aştı. Parmakları kırılan bu yazar yılmadı, kaç yazar alim olsan, amacını yamacında doğarak yok oldu Sezar, dedelerin toprak oldu bak orda mezar! Yalanla savunan dürüstle tanıştı, tekmeyle kovulan kiniyle yarıştı, paradan uzak olan silahla tanıştı, hayatla darılan ölümle barıştı.
Hainlik diz boyuna, laik durum acı kadere bağlanmış iş bitik.
Taktiklerimizin nefesi kesilmiş, didaktik kitaplar sobada odun. Ve yurdun taşı toprağı çakıla karışmış, hocalarım eylem yürüyüşünde. Bilginlerim afaroz edildi, didaktik kitaplar sobada odun. Bir okumuşum tam onbeş sene sürece ve okulumu kırmışım, kırılmışım dünümde. Şimdilerde ezbere büyüdüğümü anladım tek düze. Bilgilerimi çöpe attığım defterlerimde bıraktım ve soru kağıtları artık yok önümde, tıpkı sorulan sorulara cevap olamadığı gibi. Verilen cevaplara kayıtsız kalanım, ben talanım, ortadayım çevremde bu koca şehir, elimde dumandan ibaret bir zehir, kibirle yıkanan insancıklar ortasında binlerce çocukluğum, çantalarına koymak için bekliyor geleceğini. Ben işte oydum şimdi buyum. Önümüze bakıp da yönümüzü bulamadık, gözümüzü açıp da yolumuza varamadık, sözümüzü tutup da ileriye adım atamadık, adımızı karaladık ama temize çıkaramadık, Atamıza rüsvayız, şimdi ben soruyorum sayın hocam pişman mısınız? Gelecek sizin eserinizdir, ezbere nesiller yoldalar, kırmızıda geçtiler, yeşili beklemeden meydanı boş bulan her hergele, mengene oldu ülkemi yedi afiyetle beni de. Siz diplomasına imzalarınızı attınız, şimdi yine soruyorum sayın hocam pişman mısınız? İmzalarınız ateşe verdi kibritin torpilini ve yandı okul önlükleri, üniformalarda saklanan büyük teröristleri yarattınız, kararttınız, yirmibeş senedir beklediğim aydınlık geleceğimi, biraz abarttınız!...
Sagopa Kajmer |
|
|